Televizyonculuk ve İnternet
Yaşım 10 civarı idi, bilgisayarlarla Samsun’da düzenlenen fuarın Commodore standında tanışmıştım. İlgi çekici olan unsur bir ekmek kutusunun benimle ekranda tenis oynayıp kafa tutabilmesiydi.
Bu kafa tutmayı başaran ekmek kutuları elimizde bize birer hizmetkar olmaya başladıkça daha da sevdik onları. Her geçen gün geliştiler ve sonunda BBS’ler aracılığı ile iki kelimeyi karşımızdakine telefon kablolarıyla iletince kendimizi aşmış zannettik. Ancak daha yeni başlamıştı delilik. İnternet denmişti bu deliliğe. Bileni de bilmeyeni de daldı bu dünyaya ancak ülkemizdeki yayın kuruluşlarının bu sektörü anlaması zor oldu. Düşünün ki hala algılamakta zorlanmalar yaşamaktalar.
20 sene önce televizyonculuk ve internetin birbirleri ile rekabete girebileceğini farkedenler ise dünya üstünde büyük projelere imza attılar. Düşünün ki artık insanlar film veya dizi izlemek için internet sitelerini kullanmaya başladılar. Tabii yeni bir filmi torrent veya benzeri aracı bağlantılarla (genellikle illegal şekilde) bilgisayarlarına indiren bu kullanıcılar hem müzik hem de sinema endüstrisinin bakış açısının değişmesi gerektiğini çok net bir şekilde bildirdiler bu sektörün yöneticilerine.
Evet bağlantı hızlarımız arttı, ancak tek başına insanların interneti tercih etmesinin sebebi bu değil. Özellikle belirli bir saatte televizyon başında olmak yerine, istediğim zaman seyredeyim demenin rahatlığı başlıca faktörlerden birisi. Özellikle film meraklıları için ideal ortam oldu internet. Düşünün ki Potemkin Zırhlısı isimli klasiği izlemek istiyorsunuz. Çıkın bakalım film kiralayan yerlere. İstanbul’da bir kaç tanesi dışında hiçbirisinde bulamayacağınızı belirteyim. Antalya’da ise büyük ihtimal “daha gelmedi” diyecek kadar bihaber kişilerle de karşılaşabilirsiniz.
Eee saat gecenin 3′ü, uyku tutmadı ne yapacağım dediğinizde Youtube ve benzeri mecralar size çözümü sunuyorsa televizyonculuğun karşı karşıya olduğu sıkıntıyı düşünün.
Bir farklı yön ise sosyal paylaşım siteleri. Bir çok arkadaşım Hachiko isimli filmi Facebook paylaşımlarında tanıdı. Gündemi bu tür sitelerden takip ediyoruz ve doğal olarak da arkadaş çevremizin tercihleri bizim önceliklerimiz arasında geliyor. Artık insanlar televizyon ekranı yerine bilgisayarlarının başına koşmayı tercih ediyorlar.
Peki televizyonculuk sektörünün bu konuya yaklaşımı ne dersek?
Onlar hala televizyonda dizi yapalım, reklam alalım, 40 dakika dizi izleyene 60 dakika reklamı dayayalım, zaten 2 saati de doldurduk mu üstüne haberler ekler çıkarız işin içinden tadındalar. Tabii genelde bu vakit doldurma programlarının başında komik görüntüler yayınlayan programcıklar var. Buyrun size tezat. Sizin algılayamadığınız Youtube ve benzeri paylaşım sitelerinden indirdiğiniz görüntüler size bir program sağlıyor.
Bazı televizyon kanalları ise isteksiz de olsa bazı programlarına reklam ekleyerek yayınlamaya başladılar bile. Biraz geç de kalsalar hiç yoktan iyidir.
Hatırlar mısınız eskiden video kaset kiralardık? Hepsi kayboldu, bir kısmı şu anda DVD ve VCD kiralıyorlar. Ancak onlar da yavaş yavaş yok olmaya başladılar. Bu gidişle televizyonculuk sektöründe de ayak uyduramayanlar yok olup giderler mi ne dersiniz?
© 2010, Hakan Özerdem. Her hakkı saklıdır. Haber veya makale metninin herhangi bir yerinin bağlantı verilmeden paylaşılması yasaktır.

















0 Yorum